Hoş geldiniz, CHP Bolu örgütü konserine
- Telegram
Bolu’daki siyaset tiyatrosunu izlemek isteyenler için yeni bir konsept önerelim: “Sessizlik Senfonisi.”
Orkestra kalabalık, enstrüman çok… Ama kimse çalmıyor. Şef deseniz ortada yok.
Nota? Zaten hiç yazılmamış.
Hoş geldiniz, CHP Bolu örgütü konserine.
*
Sahne ışıkları yanıyor, kulis kaynıyor, fısıltı gazetesi Pulitzer’a oynuyor… Ama mikrofon uzatıldığında herkes bir anda “benim bağlantım kesildi” moduna geçiyor. Öyle bir suskunluk ki, insan “acaba toplu halde ‘sessiz kalma yemini’ mi ettiler?” diye düşünmeden edemiyor.
*
Belediyenin hali ise ayrı bir sanat eseri. Adını koymak zor: trajedi mi, kara mizah mı, yoksa interaktif bir “kim neyi götürdü” yarışması mı? Kimin eli kimin cebinde belli değil ama ortada bir “el sirkülasyonu” olduğu da cabası….
Ekonomi derslerinde okutulsa, “kayıt dışı yaratıcılık” başlığı altında incelenir.
*
Ama haksızlık etmeyelim, sistem gayet iyi çalışıyor. Mesela biri çıkıp konuşmaya kalktığında anında refleks devreye giriyor.
Hop, disiplin!
Çünkü bu yapıda en büyük suç, yanlış yapmak değil… yanlışın sesini açmak.
*
Örnek mi? Kimine göre partinin
“Deli fişeği”, kimine göre “Sinir bozucu aktörü”
Bana göre ise “yanlışa yanlış” deme gafletinde bulunan adam. Hüseyin Yıkılmaz.
Siyasette pek makbul bir özellik değildir bu. Çünkü sistemin çarkına çomak sokar.
*
Adamın suçu ne?
Arkadan konuşmuyor.
Eğip bükmüyor.
“Yanlış” diyor.
Ne büyük terbiyesizlik!
Ne gerek var şimdi böyle huzur kaçırmaya? Herkes üç maymunu oynarken sen niye dördüncü maymun olup konuşuyorsun? Sistem bozuluyor sonra.
*
Gerçekten affedilir gibi değil.
Doğal olarak ne yapılmalı?
Bir de ödül mü verilecek? Yok canım…
Disipline ver, mümkünse ihraç et, olsun bitsin.
Çünkü burada liyakat değil, “uyum” önemli.
Uyum dediğimiz de, yanlışla uyumlu olmak.
*
İşin en eğlenceli kısmı ise şu:
Ortada iddialar var, isimler dolaşıyor, dedikodular havada uçuşuyor… Ama bir tane “durum budur” diyen yok. Şeffaflık deseniz, herhalde yanlışlıkla başka ilçeye atanmış.
Ama merak etmeyin, savunanlar hazır. Evet, yanlışın bile PR’ı var artık. Kriz yönetimi değil, “krizi sahiplenme” dönemi.
*
Yılmaz Özdil olsa muhtemelen şöyle derdi:
“Türkiye’de bazı yapılar vardır, yolsuzlukla değil, dürüstlükle mücadele eder.”
Bolu’da da tablo aşağı yukarı bu.
Sonuç mu?
Konuşan tehlikeli.
Soran problemli.
Susansa… makbul vatandaş, örnek partili, yılın kadrosu.
Ve final sorusu:
Bu kadar sessizliğin içinde, kim gerçekten temiz?
