Dünün güçlüleri, bugünün itirafçıları
- Telegram
Türkiye genelinde düzenlenen operasyonlardan sonra bu ülkede en hızlı değişen şey fikirler değil, karakterler oldu.
Adamları üç gün önce görsen… Belediyenin herhangi bir katında koltuğa yayılmış…
Masada ithal kahve…
Arkada dev ekran televizyon…
Telefonun biri susuyor, öbürü çalıyor…
Müteahhitler kapıda hazır ola geçmiş…
Gazetecilere racon…
Vatandaşlara yukarıdan bakış…
Şoförler kapıyı açıyor…
Korumalar önden yürüyor…
Sanırsın küçük çaplı Orta Doğu devleti liderleri...
Sonra bir sabah operasyonlar için düğmeye basılıyor.
Aynı adamlar öğlene doğru televizyonlara bağlanıp, “Devletimizin yanındayız” diyor.
Lan, daha dün karşısındaydınız.
Bir anda hepsi devlet adamı oluyor.
Bir anda vatansever kesiliyorlar.
Bir anda hukuk aşığı…
Bir anda millî vicdan uzmanı…
Sanki belediyede başkanlık, başkan yardımcılığı, şirket müdürlüğü, meclis üyeliği yapmıyordunuz da, yıllardır MASAK’a gizli çalışan ajanlardınız...
İtirafçıların yüz ifadeleri bile aynı…
O meşhur: “Ben aslında temizdim” bakışı.
Biz bu bakışları 15 Temmuz sonrasından hatırlıyoruz...
Adamlar yıllardır her kararın mimarı olmuş…
Her evrakta imzası olmuş…
Her yanlışın yanında saf tutmuş…
Şimdiyse adı “itirafçı” olmuş.
Her açılışta kurdele kesen bunlar…
Her yemekte en önde oturan bunlar…
Belediyenin bütün nimetlerinden sonuna kadar faydalanan bunlar…
Sonra savcı kapıyı çalınca:
“Ben zaten olanlardan rahatsızdım.”
Tabii ya…
O yüzden yüksek maaşlı şirket yönetimlerini bırakmadınız…
Bunların en komik tarafı ne biliyor musunuz?
Düne kadar eleştirene “hain” diyen, hakaret eden, “yandaş” diyen adamlar; bugün aynı cümleleri savcılıkta kendi mesai arkadaşları için kuruyor.
Dün tweet atan, yorum yapan vatandaşa dava açtıran tipler, bugün etkin pişmanlık dilekçesi yazıyor.
Ve tam burada klasik cümle geliyor:
“Ben emir kuluydum.”
Türkiye’de ne zaman büyük bir skandal patlasa herkes emir kulu oluyor.
Birbiri ardına emirleri sıralayanlar birden ortadan kayboluyor...
Herkes talimat almış…
Kimse karar vermemiş…
Kimse sorumluluk üstlenmemiş…
Sanki koskoca belediyeleri görünmez bir heyet yönetmiş.
Bir tanesi çıkmış:
“Ben konuşursam yer yerinden oynar” diyor.
Başka biri gizliden konuşuyor, bir başkası servis ediyor...
Konuşun kardeşim…
Zaten yerinde duran ne kaldı sayenizde?
Asıl mesele şu:
Bunlar ideolojik değil.
Bunlar ahlaki hiç değil.
Bunlar tamamen meteorolojik.
Rüzgâr hangi taraftan eserse tarla oraya seriliyor.
Dün başkanın yanında poz veriyorlardı…
Bugün adliye koridorlarında pişmanlık dilekçesi yazıyorlar…
Yarın iktidar değişsin, öbür tarafa geçip:
“Biz zaten mücadele ediyorduk” diyecekler.
Çünkü bunların sadakati ilkeye değil, güce.
Ve güç değişince, karakterleri de değişiyor.
Neyse ki devletimiz var, iyi ki var...
Sapı samandan, yalanı dolandan, kula kul olandan hesap soracak devletimiz var.
Var olsun Yüce Türk Devleti’nin asil evlatları.
