SİYASETİN VEFA ANATOMİSİ VE CHP !
- Telegram
Siyasetin hafızası yoktur.
Daha doğrusu vardır da...
İşine geldiği kadar vardır.
Bugün CHP'de yaşananlara bakınca insanın aklına ilk gelen cümle bu oluyor.
Düne kadar Kemal Kılıçdaroğlu'nun makam odasının kapısında sıra bekleyenler...
Bugün sanki hayatları boyunca onu hiç tanımamış gibi konuşuyor.
Düne kadar "Genel Başkanım" diye kürsülerden seslenenler...
Bugün ekran ekran dolaşıp siyasi sicil dağıtıyor.
İnsanın aklına şu soru geliyor.
Bu ülkede Özgür Özel'i siyasetin vitrinine çıkaran kimdi?
Ali Mahir Başarır'ı Türkiye'ye tanıtan kimdi?
Ekrem İmamoğlu'nun önünü açan kimdi?
Mansur Yavaş'ın adaylığını hayata geçiren kimdi?
Adalet için yürüyen kimdi?
6'lı masayı kuran ?
Bugün Kılıçdaroğlu'na kızabilirsiniz.
Eleştirebilirsiniz.
Yanlış yaptığını düşünebilirsiniz.
Bunların hepsi siyasetin doğal parçasıdır.
Ama tarihi değiştiremezsiniz.
Gerçeği silemezsiniz.
Bu isimlerin büyük kısmı siyasal yükselişlerini Kılıçdaroğlu döneminde gerçekleştirdi.
Bugün siyasi kariyerlerini borçlu oldukları insanı siyasi felaketin tek sorumlusu ilan etmeleri, aslında CHP'nin değil, Türk siyasetinin özeti.
Çünkü bizde başarı ortaktır.
Başarısızlık yetimdir.
Kazanınca hep birlikte kazanılır.
Kaybedince suçlu aranır.
Ve ilk kurban dünün kahramanı olur.
Hatırlayın...
Bir dönem Kılıçdaroğlu için "Demokrasi kahramanı" deniyordu.
"Helalleşme lideri" deniyordu.
"Türkiye'nin umudu" deniyordu.
Bugün aynı çevrelerin bir kısmı onu neredeyse siyasi tarihten silmeye çalışıyor.
İşte siyaset budur.
Dün omuzlarda taşıdığını bugün sırtından vurur.
Dün alkışladığını bugün yuhalatır.
Dün kurtarıcı dediğine bugün hain muamelesi yapar.
Çünkü siyasette vefa, seçim sonuçlarına kadar sürer.
Sonrası tamamen hesap işidir.
Ama mesele sadece Kılıçdaroğlu meselesi değil.
Asıl mesele CHP'nin yıllardır savunduğu siyasi ahlak iddiasıdır.
Yıllarca Türkiye'ye temiz siyaset anlattılar.
Yıllarca şeffaflıktan söz ettiler.
Yıllarca hesap verilebilirlik dersi verdiler.
Peki şimdi?
Ortaya atılan iddialar karşısında toplumun görmek istediği açıklığı gösterebiliyorlar mı?
Kendi içlerindeki tartışmalara aynı cesaretle yaklaşabiliyorlar mı?
İnsanlar tam da bunu sorguluyor.
Çünkü adalet, sadece rakibin kapısını çaldığında istenirse adı adalet olmaz.
Şeffaflık, sadece başkalarından talep edilirse adı şeffaflık olmaz.
Ahlak, sadece muhalefetteyken savunulursa adı ahlak olmaz.
Siyasetin turnusol kâğıdı iktidarda değil, kendi mahallende ortaya çıkar.
Kendi arkadaşına bakarken ortaya çıkar.
Kendi partine bakarken ortaya çıkar.
Bugün CHP'nin yaşadığı kriz aslında bir liderlik krizi değildir.
Bir karakter krizidir.
Bir vefa krizidir.
Bir samimiyet krizidir.
Çünkü siyasetçi unutuyor.
Ama seçmen unutmuyor.
Dün kimin kimin yanında olduğunu...
Kimin kimi alkışladığını...
Kimin kimin sayesinde yükseldiğini...
Seçmen görüyor.
Ve not ediyor.
Belki bugün yüksek sesle konuşanlar bunun farkında değil.
Ama siyaset çok acımasız bir öğretmendir.
Bugün mikrofonu elinde tutan yarın savunma yapmak zorunda kalabilir.
Bugün hesap soran yarın hesap verebilir.
Bugün alkış alan yarın yalnız kalabilir.
Çünkü siyasetin değişmeyen tek kuralı vardır.
Vefa kısa ömürlüdür.
İktidar hırsı ise uzun.
CHP'de bugün yaşanan hikâye de tam olarak budur.
Bir partinin iç kavgası değil...
İnsan tabiatının en eski hikâyesi.
Merdiveni çıkarken omzuna basılanların, zirveye vardığında merdiveni unutma hikâyesi...
